0
0
0
0
Forum Giris Giris Üyeler Ekibimiz Arama
Toplam Forum: 69     ***     Toplam Konu: 30100     ***     Toplam Mesaj: 148193
  
  Beni hatırla
Forum Anasayfa » D İ N / İ S L A M » DİĞER DİNİ KONULAR » Şeytan ....

önceki konu   diğer konu
1 okunmamış mesaj mevcut (Acik)
Sayfa (1): (1)
Gönderen
Mesaj
Muhtazaf su an offline Muhtazaf  
Şeytan ....
Moderator


4254 Mesaj -
Hz. Adem'e secde emri geldiðinde þeytanýn davranýþý nasýl olmuþtur ? Yaratýlýþ yönünden þeytanla melekler arasýnda nasýl bir münasebet vardýr?
Cenab-ý Hak, Hz. Adem’i yarattýðýnda meleklerin ona secde etmelerini emretti. Bütün melekler secde ettiði halde Ýblis secdeden kaçýndý. Bundan sonra da kýyamete kadar þeytanlýðýný devam ettirmek için Allah’tan izin istedi. Ýsteði kabul edilince de insanlarý hak yoldan çýkarmaya devam etti....
Kur’an’a göre Ýblis’in isyaný nasýl olmuþtur?
Hani Rabbin meleklere demiþti ki: ‘Ben kupkuru bir çamurdan, þekillenmiþ kara balçýktan bir insan yaratacaðým. Ona þekil verdiðim ve ona ruhumdan üflediðim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanýn!’ Demiþti. Bunun üzerine meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. Fakat Ýblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçýndý. (Bakara, 2:34)
Kuran’da içki, kumar ve falcýlýðýn, þeytanýn iþlerinden olduðu ifade edilir. Bunlarýn þeytanla ne ilgisi vardýr?
Resülullah (s.a.v.)’in huzuruna sarhoþ olarak gelen bir kiþiye sahabenin çýkýþýp azarlamalarýna karþýlýk Resülullah farklý bir tutumla; “Kardeþinize karþý þeytana yardýmcý olmayýn”(4) buyurmuþ, böylece onu dinden, imandan soðutup Ýslam’dan ve müslümanlardan nefret ettirmenin de þeytani bir davranýþ olduðunu ihtar etmiþtir...
Secde yalnýz Allah’a yapýlacaðýna göre, Meleklerin Hz. Adem’e secdesini nasýl deðerlendirmeliyiz? Yaratýlýþ yönünden þeytanla melekler arasýnda nasýl bir münasebet vardýr?
Meleklerin Hz. Adem’e secde etmeleri gaybi bir mesele olduðu halde hadisenin seyri ve þekli hakkýnda tefsirlerimizde bazý izahlar bulunmaktadýr. Ebu’s-Suud’un izahlarýna göre, Ýblis meleklerle birlikte yaþýyordu, onlar gibi ibadet ediyordu. Secde emri gelince Ýblis meleklerden ayrýldý.Ýkinci bir görüþe göre, meleklerin bir cinsi vardýr ki, doðup büyürler, bunlara cin denir. Ýblis de iþte bunlardandý. Baþka bir görüþe göre, secde emri bütün cinlereydi. Fakat Cenab-ý Hak melekleri zikretmekle cinlere de hitap etmiþ olmaktadýr. Böylece sadece melekler deðil, bütün ruhani varlýklar secde ile emredilmiþtir.
Þeytan ve þerler niçin yaratýldý?
Hemen ifade edelim ki, þerrin yaratýlmasý þer deðildir; þerri iþlemek þerdir. Çünkü Allah bir þeyi þer olsun diye yaratmýyor. Hayýr olsun diye yaratýyor. Allahýn hayýr olarak yarattýðý þeyleri de bizler hakkýmýzda þerre çeviririz. Mesela, Þeytan ateþten yatýlmýþtýr ve bu konuda en güzel örnek de ateþtir. Ateþin yaratýlmasý þer deðildir, ancak ona dokunmak þerdir. Ýnsan ateþi muhafaza altýna alýrsa ondan faydalanýr; aksi halde zarar görür.
Þeytan niçin yaratýlmýþtýr?
Bu sorunun iki yönü var. Birisi þeytanýn yaratýlýþ gayesi, diðeri ise yaratýlýþ hikmeti. Önce gaye üzerinde kýsaca duralým. Bilindiði gibi þeytan cin türünden bir varlýktýr. “Ben cinleri ve insanlarý ancak bana ibadet etsinler diye yarattým” ayetine göre cinlerin yaratýlýþ gayesi de, insanlarda olduðu gibi, Allaha inanmak, ona ibadet ve onu tanýma yolunda terakki etmektir.
Þeytan nedir ve insana hangi yollarla yanaþýr?
Þeytanlar, hayra hiçbir kabiliyeti olmayan, sýrf þer iþleyen ruhani bir varlýk türüdür. “Dumansýz ve harareti çok þiddetli bir ateþten yaratýlmýþlardýr. Ýblisin asýl adý, Azazil idi. Cenabý Hakkýn Hz. Âdeme (as.) secde etme emrinden yüz çevirmesi ve bu secde emrine kibirlenerek isyan etmesinden sonra, “iblis” ve “þeytan” isimlerini aldý.
Þeytan yaratýlmasaydý, hepimiz cennette mi olurduk?
Bu konunun izahýnda, Cenabý Hakkýn, Hz. Âdemi yaratmazdan önce meleklerle olan konuþmasýna dikkat edelim. Bakara Suresinde þöyle anlatýlmaktadýr: “Hani, rabbin meleklere, ben yeryüzünde bir halife yaratacaðým dedi. Onlar, Bizler hamdinle sana tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çýkaracak, orada kan dökecek insaný mý halife kýlýyorsun? dediler. Allah da onlara, sizin bilemeyeceðinizi herhalde ben bilirim dedi.”
Þeytan insana zorla yaptýrým gücüne sahip midir?
Bu durum, insanýn sorumluluðu açýsýndan son derece önemlidir. Eðer þeytan, böyle bir güce sahip olsaydý, o zaman insanlar [b]"Ya Rabbi, sen bize þeytaný musallat ettin. O da bizim irademizi elimizden aldý. Bize bu günahlarý zorla yaptýrdý.
Þeytan neden insanlara düþmandýr?
Kur-an'ýn ifadesiyle, "Þeytan, sizin için bir düþmandýr. Siz de onu düþman edininiz. Þüphesiz o, kendine uyanlarý Cehennem ashabýndan olmaya çaðýrýr."
Þeytan nedir, kimlere gelir ve neler telkin eder?
Þeytan gizli, kötü bir kuvvet, kötü bir ruh anlamýna gelmektedir. Þeytan ismi, bilhassa görülmeyen ruhlar ve kötü kuvvetlere isim olmuþtur ve þeytan denilince bu cinsin babasý olan ilk fert, yani Ýblis akla gelir. Ýblis cin cinsindendir.
Þeytanýn yaratýlýþý ve mahiyeti hakkýnda bilgi verir misiniz?
Kur’an-ý Kerim, Hz. Ademin topraktan yaratýldýðýný, sonra ona ruh verilerek canlý bir insan haline getirildiðini açýkça anlatýr. Ayný þekilde Þeytanýn da cinlerden olduðu konusunu vurgular.
Þeytanýn karakteristik özellikleri nelerdir?
Þeytanýn insana düþman olduðu, onu kandýrmak ve yanlýþ iþler yaptýrmak için yemin ettiði ve neticede kendisiyle beraber cehenneme pek çok insaný da götüreceði bilinen bir husustur. Ýnsaný kandýrmak için neler yapabileceði, onlarý nerelerden yakalayýp vurabileceði de Kuranda bildirilmiþtir.
Þeytan neden kaybetti?
bir müminin, iþlediði günahý kabul etmesi; yaptýðý hata ve günahlardan ötürü piþmanlýk duymasý; nefsini hesaba çekip onu kýnamasý, sýk sýk tevbe-istiðfar etmesi ve rahmet-i ilahiden hiçbir zaman ümit kesmemesi gerekmektedir.
Þeytanýn yemesi ve içmesi ne anlama geliyor?
Ayet ve hadislerde þeytanýn da yiyip içtiðinden bahsediliyor. Ateþten yaratýlmýþ olan ve gözle görünmeyen bu varlýklarýn yeyip içmeleri elbette topraktan yaratýlýn insanýn yene ve içmesinden farklýdýr.
Þeytandan Allah’a sýðýnmak nasýl olmalýdýr?
Þeytan görünmeyen ve nereden geleceði bilinmeyen bir düþman olduðundan, onun desise ve vesveselerinden Allah’a sýðýnmak, bizim gibi aciz kullar için oldukça önemli bir husustur. Ýnsan için þeytanýn kendisinden kurtuluþ yoktur. Kurtulmak demek imtihan sýrrýnýn kalkmasý demektir ki, bu da yaratýlýþ hikmetimize zýt bir durumdur. Bundan dolayý þeytan hayatý boyunca ona musallat olur, vesvese vermeye çalýþýr.
Bu kadar insaný yoldan çýkardýðýna göre þeytan çok mu güçlü?
Þeytanýn kendi baþýna bir gücü yoktur. Vesvese ve desîseleri de zayýftýr. Fakat yaptýðý iþler, tahribat, yýkýp bozmak nev'inden olduðu için, cüz'î bir vesvese ve desîse ile büyük neticeler meydana getirmekte; büyük zararlara sebeb olmaktadýr. Bu yüzden müslümanlar her zaman þeytanýn þerrinden Allah'a sýðýnýrlar.
Þeytan nedir, özellikleri nelerdir ve niçin yaratýlmýþtýr?
Þeytaný tanýyor muyuz? Yaratýlýþ ve Ýlahî Ýrade, Temiz ve Habis Ruhlar, Þeytanýn Yaratýlýþ Hikmeti, Adüvv-ü Mübin, Gizli Düþman, Ýnsanýn Zaaflarý, Pusudaki Avcý, Hz. Âdem ve Þeytan, Ateþ ve Toprak, Þeytana Ýzin Verilmesi, Þeytan Hz. Âdem ve Hz. Havva’yý nasýl aldattý? Þeytan meleklerden miydi? Þeytan cennete ve Hz. Nuh’un gemisine nasýl girdi? Mübareze Kanunu ve Zýtlarýn Mücadelesi, Þeytan bir þer ilahý mý? Þeytan ve Yokluk Âlemleri, Þeytanýn Yemesi ve Ýçmesi, Nefis Þeytan Ýliþkisi, Herkese Bir Þeytan, Kalpteki Þeytanî Merkez, Þeytan nerelerde gezer? Ramazan Ayýnda Þeytan, Damarlarda Dolaþan Þeytan, Þeytanýn Taarruzu, Hizbuþþeytan - Hizbullah, Þeytanýn Dostlarý, Þeytanýn Askerleri, Ýnsî ve Cinnî Þeytanlar, Mahþerde Þeytan, Cehennemde Þeytan, Þeytana Uyanlarýn Piþmanlýðý, Þeytan ve Büyük Günahlar, Büyük Günahlarla Alakalý Þeytanî Bir Vesvese, Büyük günah iþlemek insaný kâfir yapar mý? Þeytan zorla bir þey yaptýrabilir mi?
Þeytanýn tuzaklarý nelerdir?
Þeytanýn Ýcraatlarý, Þeytan günahlarý güzel gösterir, Þeytan boþ kuruntularla oyalar, Þeytan demagoji yapar, Þeytan abes iþlerle meþgul eder, Þeytan fýtrata müdahale etmek ister, Þeytan, batýl mabutlara taptýrýr, Þeytan namazda vesvese verdirir, Þeytan esnetir, Þeytan secde ettirmemeye çalýþýr, Þeytan yanlýþ zaviyeden baktýrýr, Þeytan, “tarafsýzlýk” perdesi altýnda insanlarý dalalete sevk eder, Þeytan taklide sevkeder, Þeytan yaldýzlý sözler söyler, Þeytan deðer ölçülerini alt üst eder, Þeytan insanlarýn arasýný açar, Þeytan korkutur, Þeytan, insana kusurunu itiraf ettirmez, Þeytan yüzüstü býrakýr, Þeytan içki ve kumara teþvik eder, Þeytan unutturur, Þeytan hedefine adým adým gider, Þeytan peygamberlerle de uðraþýr, Þeytan âlimleri de aldatýr, Þeytan bazý doðrulardan yola çýkýp yanlýþ sonuçlara vardýrýr, Þeytan uçuruma sürükler, Þeytan ayetleri safsatasý, Küfrü hayal etmek küfür müdür? Þeytan dört yönden yaklaþýr, Þeytan insanýn imanýný çalmaya çalýþýr, Þeytan, ateþe sevk eder
Þeytandan korunma yollarý nelerdir?
Þeytanýn aldatmalarýna karþýlýk Allah’a tövbe etmek, Þeytanýn çekim alanýndan uzak kalmak, Ömür boyu þeytan taþlamak, Yalnýz kalmamak, Göze dikkat, Namahrem olanlarla baþbaþa kalmamak, Mideye dikkat, Ýstiaze, Þeytandan korunma dualarý
Þeytandan korunma yollarý nelerdir?


Þeytanýn aldatmalarýna karþýlýk Allah’a tövbe etmek



Tövbe, günahtan dönmektir. “Beþer þaþar” denilir. Yani insan, þaþan ve aldanan bir varlýktýr. Peygamberler dýþýnda masum kimse yoktur. Hatta peygamberler için bile “zelle” tabir edilen “hakka tam isabet edememek, içtihadýnda yanýlmak” gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Ama masum olduklarýndan bu konuda kendilerine vahiy gelir, o yanlýþ düzeltilir.



Peygamber olmadýðýmýza göre muhakkak kusurlarýmýz ve günahlarýmýz da olacaktýr. Ama Gafur ve Rahim olan bir Rabbin kullarýyýz.



Allah, tövbeleri kabul eden, merhamet edendir. O, o kadar merhametli bir Allah’týr ki, kulunu bir kere terk edivermekle ilelebet terk edivermez. Kulu dönüp tövbe ettikçe, Ýblis gibi ýsrar etmedikçe yine bakar, yine bakar, sonsuz olarak bakar, bir oldu, iki oldu, nihayet üç oldu, “yetiþir artýk” demez, sayýsýz olarak döner bakar, çünkü Rahimdir, çok merhametlidir.



Piþman olmak da tövbedir. Ama sadece piþmanlýkta kalmayýp samimi bir tövbe ile o günahýn lekelerinden temizlenmek lazýmdýr. Günahlarýný hatýrlayan birinin tam bir piþmanlýk içinde gözyaþý dökmesi, iç dünyasýnda ciddi bir temizlik ameliyesi gerçekleþtirecektir.



Takva ile yaþayan bir Hak dostu þöyle der: “Harama bakmakla cünup olan gözlerine, gözyaþý ile gusül yaptýr.”



Tövbede ciddi olmak, Allah’a verdiði sözün ardýnda durmak esastýr. Yoksa “yüz bin kere tövbe eder, yine þarap içeriz” þeklindeki yaklaþýmlar maneviyattan nasipsizliðin alametidir.



Günahlar kire, tövbe ise bunlarý yýkayan deterjana benzer. Günahýna samimi tövbe eden kimse, günahý olmayan kimse gibidir.



Ýnsanýn günahlarý daðlar gibi de olsa, Allah’ýn rahmet denizinde bir kum tanesi kadar bile yer iþgal edemez. Bunu bilen kimse, günahlarý çok da olsa Allah’ýn rahmetinden ümidini kesmez.
Þeytanýn çekim alanýndan uzak kalmak



Mýknatýs, iðne gibi maddeleri kendine çeker. Bu çekim, mesafeyle de alakalýdýr, mýknatýsa yaklaþtýkça çekim artar, uzaklaþtýkça çekim azalýr. Benzeri bir durum günahlarýn çekiminde görülür. Ýnsan günahlara yakýn oldukça kendini onlara kaptýrýr, uzak kaldýkça korunmasý daha kolay olur. Yüzmek için plaja giden biriyle, tenha bir yerde yüzen kimse, günahlar yönünden elbette ayný þartlarda deðildir.



Günümüzde bir kýsým gazeteler ve televizyonlar, bar ve meyhane gibi gayr-i meþru eðlence yerleri, bir kýsým internet siteleri adeta þeytanýn yayýn organlarý ve yayýn merkezleri gibi çalýþmaktadýrlar. Bunlar devamlý günahlara sevk etmekte, insanlarý yaratýlýþ gayesine zýd mecralara yönlendirmektedirler. Televizyona karþý zaafý olan birinin televizyonlu odada durmasý imtihanýný þiddetlendirir, saatlerini günahlarla dolu veya en azýndan boþu boþuna geçirmesini netice verir.



Hekimoðlu Ýsmail þöyle der:



“Günümüz Müslüman’ýnýn hicreti, televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmektir.”
Ömür boyu þeytan taþlamak



Ýbadetler, nice sembolik manalarý da içlerinde taþýrlar. Özellikle hac ibadeti pekçok sembollerle doludur. Mesela, Kâbe’ye “Beytullah” yani “Allah’ýn evi” denilir. Bir büyük zatýn evine misafir olan kimse onun nice ikramlarýna mazhar olduðu gibi, hac ve umre için Kâbe’ye gelenler âlemlerin Rabbinin nice ikramlarýna mazhar olurlar.



Kâbe’ye yönelmek aslýnda Allah’a yönelmektir. Kâbe, bedenin kýblesidir. Ruhun kýblesi ise, Allah’týr.



Arafat’ta vakfe, mahþerin bir misalidir.



Hac’da þeytan taþlamak “adüvv-i mübin” olan o apaçýk düþmaný hatýrlamaya yöneliktir. Yoksa þeytan maddi cesediyle orada deðildir.



Anlatýlýr ki, ariflerden biri rüyasýnda þeytaný gördü, elindeki asa ile ona vurmak istedi.



Þeytan dedi:



“Ben asadan korkmam. Ben ancak arifin kalp semasýndan doðan marifet güneþinin þuaýndan korkarým.”



Þeytan, Mina’da atýlan taþlardan da korkmaz. Ama vesveselerine kulak verilmemesi onu rahatsýz eder.



Öyle anlaþýlýyor ki, þeytana muhalefet eden biri aslýnda onu taþlamaktadýr. Bu zaviyeden baktýðýmýzda, þeytan taþlamanýn ömür boyu devam ettiðini söyleyebiliriz.
Yalnýz kalmamak



Ýnsan, günaha meyilli bir varlýktýr. Özellikle tek baþýna kaldýðýnda þeytan bu fýrsatý deðerlendirir, vesveseleriyle ona “arkadaþlýk” eder. Mesela, evde tek baþýna kalan delikanlý, ailesiyle beraberken bakamadýðý müstehcen yayýnlara kolaylýkla ulaþabilir veya aslýnda girmemesi gereken yerlere internetten girebilir. Hâlbuki baþkalarýyla beraber olsa bunu yapmayacak veya yapamayacaktýr. Demek ki, yalnýz kalmak insaný manen tehlikelere maruz býrakýyor, cemaat halinde olmak ise otokontrol saðlýyor, insanlar birbirlerini korumada yardýmcý oluyorlar.



Peygamber Efendimiz bu konuda bize þunu bildirir:



“Dikkat edin! Cemaat halinde olun. Ayrýlýktan sakýnýn. Zira þeytan, tek kalanla birlikte olur. Ýki kiþiden ise uzak durur.” (Tirmizi, Fiten, 7)



Ancak kötü tabiatlý kimse veya kimselerle beraber olmak “cemaat halinde olmak” sayýlmaz. Böyleleriyle beraber olmak, masum ve saf insanlarýn da onlara benzer hale gelmelerini netice verir. Bu açýdan kiþi kimlerle beraber olduðuna dikkat etmesi gerekir. Peygamber Efendimizin ifadesiyle, “Kiþi arkadaþýnýn dini üzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaþlýk yaptýðýna dikkat etsin.” (Tirmizi, Zühd, 45)
Göze dikkat



Kur’an-ý Kerim, þu ayetlerle iman sahibi erkek ve kadýnlarý gözlerini haramdan sakýnmaya ve iffetli bir hayat yaþamaya davet eder:



“Ey Peygamber! Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan çevirsinler, ýrzlarýný korusunlar. Böyle yapmalarý kendileri için daha temiz bir davranýþtýr. Þüphesiz Allah, onlarýn yapmakta olduklarýndan haberdardýr.



Mümin kadýnlara da söyle: Gözlerini haramdan çevirsinler, ýrzlarýný korusunlar. Zorunlu görünen kýsýmlar dýþýnda ziynetlerini göstermesinler. Baþörtülerini, yakalarýnýn üzerine kadar örtsünler.” (Nur Suresi, 30-31)



-”Harama bakýþtan ne çýkar?” dememelidir. Çünkü bu tarz bakýþ maneviyata büyük zarar verir, zinaya kapýyý aralar. Gözüne sahip çýkmayan “beline” de sahip çýkamayabilir. Bekâr nice kimsenin, hatta evli olanlarýn harama nazardan sakýnmama sonucu gayr-i meþru iliþkiler içine girdikleri ortadadýr.



-Günümüz þartlarýnda gözleri korumanýn çok daha önem kazandýðý ortadadýr. Çünkü tarihin hiçbir devrinde görülmemiþ þekliyle açýk saçýklýk yaygýnlaþmýþ; dergi, gazete, televizyon, internet aracýlýðýyla her yeri istila etmiþtir. Böyle bir ortamda gözünü haramdan sakýnmayan birinin iffetli kalabilmesi çok çok zordur.



-Ayet-i kerime önce erkeklere bunu bildirmiþtir. Çünkü bu konuda büyük imtihaný kadýn deðil, erkek vermektedir.



Bir hadis-i kutside þöyle bildirilir:



“Yabancý kadýna þehvetle bakmak, þeytanýn zehirli oklarýndan bir oktur. Kim onu Benim korkumdan dolayý terk ederse, onun kalbine zevkini gönlünün ta derinliklerinde duyacaðý bir iman neþesi ve tatlýlýðý veririm .”



Peygamber Efendimiz, erkekler için en büyük fitnenin kadýnlar olduðunu bildirir. (Buharî, Nikâh, 17) Günümüzde, araba tekerleði reklâmýnýn bile yarý çýplak kadýnlarla yapýldýðý nazara alýnýrsa, durumun ciddiyeti ve vahameti anlaþýlýr.



Peygamber Efendimiz Hz. Ali’ye þöyle der:



“Ey Ali! Ýlk gördüðünün ardýndan tekrar bakma. Ýlk bakýþ sana ait mubah, sonraki ise caiz deðildir.” (Ebu Davud, Nikâh, 43)



Ýnsan yolda giderken ister istemez yabancý kadýnlarý görür, bunda bir problem yoktur. Ama ardýndan nazarýný tekrar tekrar onlara çevirmesi uygun olmaz, haramdýr.



Baþka bir hadiste þöyle buyrulur:



“Bir Müslüman erkeðin gözü bir kadýnýn güzelliklerine takýlýr da, sonra Allah’tan korkarak gözünü ondan sakýnýrsa, Allahu Teala ona ibadet sevabý verir. Ve o kimse kalbinde ibadetin tadýný bulur.” (Ahmed b. Hanbel, V, 24)



-Hitap iman edenleredir. Ýmandan nasibi olmayanlar genelde iffet konularýnda da hassas deðillerdir. Ýman ise kalpte bir yasakçý býrakýr, “Harama bakamazsýn” diye hatýrlatýr.



-Ayet-i kerime “Gözlerini haramdan çevirsinler, ýrzlarýný korusunlar.” derken önce gözden baþladý. Çünkü iffetli kalabilmenin yolu, göze sahip çýkmaktan geçer. Gözüne dikkat etmeyen, günün birinde gayr-i meþru beraberliðe düþmekten kendini alamaz. Zira harama bakmak, zinanýn habercisidir.



-Harama bakmak, hadiste “göz zinasý” þeklinde ifade edilir. Þöyle ki:



“Allah her uzva zinadan payýný yazmýþtýr. Gözün zinasý bakmaktýr. Kulaðýn zinasý duymaktýr. Elin zinasý tutmaktýr… Nefis ister ve arzular. Azalar ise, ya bunu uygular veya terk eder.” (Müslim, Kader, 20)



-Kadýnlara iffetlerini korumalarý emredildikten sonra, “Zorunlu görünen kýsýmlar dýþýnda ziynetlerini göstermesinler. Baþörtülerini, yakalarýnýn üzerine kadar örtsünler” denilmesi, onlarýn bazý sorumluluklarýný hatýrlatmaktadýr. Erkek, yabancý kadýnlara bakmayacak, ama kadýnlar da kendilerini cazip bir þekilde göstermeye çalýþmayacaklar. Bunun için de el ve yüz gibi zorunlu görünen kýsýmlar dýþýnda diðer yerlerini güzelce örtecekler. Mesela sadece baþýný hafiften örtmekle yetinmeyip, baþörtülerini boyunlarýný ve göðüslerini kapatacak þekilde takacaklardýr.


Namahrem olanlarla baþbaþa kalmamak

Ýslam dini, yabancý kadýna bakmayý yasakladýðý gibi, onunla baþbaþa kalmayý da yasaklamýþtýr. Hz. Peygamber þöyle buyurur:



“Sizden kim Allah’a ve ahiret gününe inanýyorsa, yanýnda mahremi olmayan bir kadýnla baþbaþa kalmasýn. Çünkü bunu yaparsa üçüncüleri þeytan olur.” (Buharî, Nikâh, 111, 112)



Günümüzde bu tarz baþbaþa kalmalarýn arttýðý acý bir gerçektir. Bunun sonucu olarak en büyük günahlardan biri olan zina fiili de yaygýn bir afet halini almaktadýr.



Ýslâm Hukukunda seddüz-zerai’, vardýr. Bu, günahlara yol açan vesilelerin yasaklanmasý anlamýna gelir. Söz gelimi, zina yasak olduðu gibi, zinaya götüren þeyler de yasaktýr. Ýçki haram olduðu gibi, onun üretimi, alým-satýmý da haramdýr.



Daha iffetli ve daha temiz bir toplum için hepimize düþen görevler vardýr. Mesela:



-Karma eðitim yerine kýz okullarý ve erkek okullarý esas alýnmalý, en azýndan isteyen ailelere bu tercih hakký tanýnmalýdýr. Daha yakýn zamana kadar ülkemizde böyle okullar vardý, fakat yanlýþ bir tercihle bu okullar da karma hale getirildi. Dünyanýn hemen her yerinde bu tür okullar vardýr ve baþarýlýdýrlar. Bizde bunlarýn kapatýlmasý yanlýþ bir uygulamadýr ve bu yanlýþtan artýk dönülmelidir.



-Okullarda ve aile ortamlarýnda iffet meselesinin önemi anlatýlmalýdýr.



-Ýþyerlerinde baþbaþa kalma ortamý meydana gelmemesi için tedbir alýnmalýdýr. Mesela, patronlarýn bir kýsmý bayan sekreteriyle baþbaþa kalabilecek bir ortamdadýr. Bu beraberlik, hanýmýný boþayýp sekreteriyle evlenmeyi sonuç verebilmektedir.



-Niþanlý olanlar evli sayýlmazlar, birbirlerine yabancýdýrlar. Bu dönemde baþbaþa kalmalarý zinaya yol açabilmektedir. Bu mahzuru ortadan kaldýrmak için dini nikâh yaptýrmalarý meseleyi tam halletmez. Çünkü nikâhta esas olan bunun ilan edilmesidir. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý, dini nikâhýn resmi nikâhtan sonra yapýlmasýný esas almaktadýr. Buna dikkat edilmezse, baþkalarýnýn niþanlý olarak gördüðü gençler kendi aralarýnda aile hayatý yaþarlar, düðün salonuna kucaklarýnda bir bebekle gelebilirler. Veya erkek tarafýnýn vazgeçmesiyle kýz tarafý çok maðdur duruma düþebilir.
Mideye dikkat

Haram ile beslenen bir insan, haramî olur.



Anlatýlýr ki, Ýmam Azam’ýn babasý, gençliðinde bir dereden abdest alýrken, dere suyuyla gelen bir elmayý ýsýrýr. Birden bu elmanýn kendisine helal olmadýðýný düþünür. Dere boyunca gider, dallarý dereye doðru sarkan bir elma bahçesine rastlayýnca, bahçe sahibine durumu anlatýr, helallik diler. Bahçe sahibi “Bir yýl benim yanýmda çalýþ, duruma bir bakalým” der. Bir yýlýn sonunda “benim kör, topal, saðýr ve dilsiz bir kýzým var. Seni onunla evlendirmek istiyorum, o zaman helalleþiriz” teklifinde bulunur. Ýmam Azam’ýn babasý kabul eder. Fakat kýzý görünce þaþýrýr, karþýsýnda sapasaðlam bir dünya güzeli vardýr!



Bahçe sahibi durumu þöyle açýklar:

“Kýzým kördür, zira harama hiç bakmamýþtýr.

Topaldýr, kötü yerlere hiç gitmemiþtir.

Saðýrdýr, hiç uygunsuz sözler duymamýþtýr.

Dilsizdir, hiç boþ þeyler konuþmamýþtýr. Haydi Allah mübarek eylesin.”

Ýþte böyle bir evlilikten Ýmam Azam gibi bir zat dünyaya gelir.

Manevi hayatýn kývam bulmasýnda helal gýdanýn çok önemli bir yeri vardýr. Haramla beslenen ailelerde manevi hayat ya hiç olmaz veya çok cýlýz olur. Gerçi çocuk masumdur, haram gýdanýn sorumluluðu ailesine aittir, fakat -þöyle veya böyle- çocuk bu haram ortamdan etkilenir. Bu yüzden anne-baba, hem kendileri, hem de çocuklarý için helal gýdaya azami özen göstermeleri gerekir.


Ýstiaze

Ýstiaze, herhangi bir iþe baþlarken ve herhangi bir münasebetle “Euzü billahi mine’þ-þeytani’r-racîm”, yani; “Kovulmuþ olan þeytanýn þerrinden Allah’a sýðýnýrým” cümlesini söylemeye verilen isimdir.



Ýstiazede “Allah’a firar edin!” emrine itaat etmek vardýr. (Zariyat Suresi, 50)



Allah’ýn kemal ve merhametine, kulun da kusur ve ihtiyacýna bir sýnýr yoktur. Böyle olunca, Allah’a iltica ve dua, en önemli kulluk görevlerinden olmaktadýr.



Bir baþka ayette þu emir verilir:



“Eðer þeytandan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sýðýn. Muhakkak ki, Allah Semi’-Alimdir.” (A’raf Suresi, 200)



Burada Allahu Teala’nýn Semi’-Alim, yani “hakkýyla iþiten, kemaliyle bilen” olarak ifade edilmesi son derece önemlidir. Zira kendisine sýðýndýðýmýz zat, sesimizi duymazsa ve halimizi bilmezse bize yardým edemez.



Allah bize þah damarýmýzdan daha yakýndýr. Kalbimizden geçenler O’na gizli deðildir.



Konumuzla ilgili bir baþka ayette Allah þöyle buyurur:



“Kur’an okuduðunda kovulmuþ þeytandan Allah’a sýðýn.” (Nahl Suresi, 98)



Çünkü Kur’an okumak isteyen kimse en güzel amellerden birini yapacaktýr. Kur’an, dinin aslý ve esasýdýr. Ýnsanýn dili ve kalbi gýybet gibi hatalarla kirlenir. Bunun için dilini temizlemesi uygun düþer. Þeytan, ise böyle müspet iþlerden hoþlanmadýðýndan Kur’an okuyan kiþiyi, Kur’an’ý anlamaktan ve onunla amel etmekten vazgeçirmek için var gücüyle uðraþacak, vesvese vererek Kur’an üzerinde düþünmekten onu alýkoymaya çalýþacaktýr.



Hadis kitaplarýný incelediðimizde Hz. Peygamber’in, insana sýkýntý ve üzüntü verecek, onu zarara sokacak, dünya ve ahirette zillete düþürecek birçok konularda Allah’a sýðýndýðýný görmekteyiz. O’nun cehennemden; kabir fitnesinden; her þeyin ve her canlýnýn þerrinden, nefsin þerrinden; yoksulluk ve borcun galebe çalmasýndan; tembellikten, küfürden, kötü ahlâk, kötü iþ ve heveslerden; kederden ve çok yaþlýlýktan; yangýn ve sel felâketinden Allah’a sýðýnmasý bunlar arasýnda sayýlabilir.



Sýralamada istiaze besmeleden önce gelir. Bizler “Euzü billahi mine’þ-þeytani’r-racîm” der, sonra besmele çekeriz. Çünkü zararýn def’i, faydalý olaný celbetmekten öncedir.



“Euzü billahi mine’þ-þeytani’r-racîm” derken Allah’a sýðýndýðýmýz þeyler þu üç gruptan birine girer.

1-Ýtikadi meseleler.

2-Ameli meseleler.

3-Bedenimize zarar veren hastalýk, musibet gibi þeyler.



Yanlýþ inançlar taþýmaktan, imanýmýza zarar verebilecek hallerden; yaptýðýmýz iþlerde günaha ve harama girmekten; görülür görülmez bela ve musibetlerden Allah’a sýðýnýrýz.



“Euzü billahi mine’þ-þeytani’r-racîm” ile þeytandan Allah’a sýðýnýrken hangi cihetten sýðýndýðýmýzýn belirtilmemesi, genellik ifade eder. Yani þeytandan gelebilecek her türlü hallerden Allah’a sýðýnýrýz.


“Euzü billahi mine’þ-þeytani’r-racîm” derken, bunun sýrf dilde kalmayýp kalben de söylenmesi esastýr.



Arif olanlar, Allah’tan baþkasýný görmek ve kesret âleminin kendilerine perde olmasýndan istiaze ederler.


Þeytandan korunma dualarý

Þeytaný bize tanýtan Allah, ne gibi dualarla ondan korunacaðýmýzý da bize öðretir:
1-Felak Suresi

Kur’an’ýn son iki suresi olan Felak ve Nas Sureleri’ne “Muavvizeteyn” denilir. Yani, bunlarla Allah’a sýðýnýlmakta ve bu iki sure insan için koruyucu zýrh hükmüne geçmektedir.



Bazý rivayetlere göre, bir Yahudi tarafýndan Peygamber Efendimize sihir yapýlmýþ, Cenab-ý Hak, Peygamberimize ve ümmete þifa olarak bu iki sureyi göndermiþtir.

“De ki: Sýðýnýrým sabahýn Rabbine,

Yarattýðý þeylerin þerrinden,

Karanlýðý her tarafý bürüdüðünde gecenin þerrinden,

Düðümlere üfleyenlerin þerrinden,

Haset ettiði zaman hasetçinin þerrinden.” (Felak Suresi, 1-5)

Bu sureyle ilgili bazý noktalara dikkat çekmek istiyoruz.



-Âlemde hayýr ve güzellik asýl olmakla beraber, az miktarda þer de vardýr. Bu þerrin bir hikmeti istiazeye, yani Allah’a sýðýnmaya bakar. Hayýrlý þeyler insaný þükre sevk ettiði gibi, þerli þeyler dahi istiazeye sevk eder.



-Bu surede belirtilen þerli þeylerden “sabahýn Rabbine” sýðýnmakta þöyle bir incelik vardýr: Gecenin karanlýðýný giderip nurlu sabahý getiren Zat, elbette kendine sýðýnanlarý þerlerin karanlýðýndan hayýrlarýn aydýnlýðýna çýkarmaya kadirdir.



-Gece vakti karanlýk her tarafa çöktüðü sýralar, nice fesat komiteleri karanlýk iþlerle meþguldür. Ruhu kararmýþ kiþiler, karanlýk iþleri için özellikle karanlýk geceleri seçerler. Onlarýn bu karanlýk iþlerinden, fesat planlarýndan “sabahýn Rabbine” sýðýnmak gerekir.



-Þeytanýn ve yoldaþlarýnýn en büyük silahý kadýndýr. Günümüzde kadýn, tarihte emsali görülmedik bir tarzda müstehcen neþriyatla, gayr-ý meþru þarkýlarla ve daha baþka cihetlerle kullanýlmakta, muhataplarýnýn hassas noktalarýný tahrik ile onlarý adeta büyülemekte– hipnotize etmektedir. “Düðümlere üfleyenler” ifadesi sihirbazlara baktýðý gibi, bu þekilde kullanýlan þerli kadýnlara da iþaret etmektedir.



Kadýna yaraþýr bir iffetle tertemiz yaþayan, geleceðin imanlý nesillerini yetiþtiren bahtiyar kadýnlarý bundan tenzih ederiz. Zira “Cennet analarýn ayaklarý altýndadýr.” (Aclûnî, I, 335)



-Hased, baþkasýnda olan iyi bir hali çekememek, ondan bu halin gitmesini arzulayýp kendini ona ehil görmektir. Nice kötülükler, hep haset yüzünden meydana gelmiþtir. Gökte ve yerde ilk kötülükler haset sebebiyle yapýlmýþtýr. Gökte Ýblis, haset yüzünden Âdem’e secde etmemiþ, yerde Kabil, haset yüzünden kardeþi Habil’i öldürmüþtür.



-Ayette haset edenin þerrinden Allah’a sýðýnýrken “haset ettiði zaman” kaydýnýn getirilmesi iþaret eder ki, hasit, hasedin gereðiyle amel etmediðinde zararý ancak kendinedir, kendini yer bitirir.
2-Nas Suresi

“De ki: Ýnsanlarýn Rabbine, insanlarýn Melikine, insanlarýn Ýlahýna sýðýnýrým, o sinsi vesvesecinin þerrinden.



Ki o, insanlarýn kalplerine vesvese verir. Hem cinlerden olur, hem insanlardan.” (Nas Suresi, 1-6)



Bu sureyle ilgili olarak da bazý inceliklere yer vermek istiyoruz:



-Bundan önceki surede “mahlukatýn þerri, gecenin þerri ve düðümlere nefes edenlerin þerrinden” “sabahýn rabbi” unvanýyla Allah’a sýðýnýrken, bu surede ise insî ve cinî þeytanlarýn þerrinden “insanlarýn Rabbi– Meliki– Ýlahýna” sýðýnmaktayýz.

Yani, önceki surede Allah’ýn bir ismiyle üç þeyden istiaze var. Bu surede ise, Allah’ýn üç ismiyle bir þeyden istiaze söz konusu. Bu ise, onlarýn þerlerinin ne derece büyük olduðunu ve ne derece onlardan Allah’a sýðýnmak lazým geldiðini gösterir. Nitekim Peygamberimiz þöyle dua etmiþtir:



“Allah’ým, göz açýp kapayýncaya kadar da olsa, beni nefsimle baþ baþa býrakma.” (Ahmed b. Hanbel, V, 42)



Çünkü nefis, daima þeytanýn telkinlerine hassas bir alýcý konumdadýr.



-Ýnsanlardan habis ruhlu kimseler bir nevi þeytan görevi yaparlar. Ýnsanlarýn hak yoldan sapmasý, günahlara dalmasý için telkinlerde bulunurlar. Ayný þeyi cinnî þeytanlar görünmeden üfleyerek yaparlar. Aralarýndaki fark sadece ceset farkýdýr, mahiyetleri adeta birdir.



Allah’ýn bahþettiði insanlýk nimetinin kýymetini bilmeyenler, insanlýktan çýkar, þeytan bir hayvana dönüþür. Böyle birisi, sözgelimi ilkokul öðretmeni olduðunda o safi zihinlere inkâr fikirlerini enjekte eder. “Allah varsa niye görülmüyor? Cehennem varsa, niye oradan hiç kafasý kýrýk gelen yok” gibi görünüþte tutarlý, gerçekte ise cerbezeli söz oyunlarýyla maneviyata savaþ açar, kendi gibi þeytan fikirliler yetiþtirmek ister.



- Þeytan, pusudaki sinsi düþmandýr, daima fýrsat kollar, insanlarý günah çamuruna daldýrýr, ama o çamuru misk u anber sandýrýr. Dalalet bataklýðýna sürer “Ýyi yoldasýn” der. Hadisin bildirdiði üzere, “Kanýn damarlarda cereyaný gibi insanda dolaþýr.” (Buhari, Bed’ül-Halk, 11) Yani, her damarda dolaþýr, onu maðlup etmeye çalýþýr.
3-Peygamber Efendimize Öðretilen Dua

Þeytan, daima insana kötülüðü telkin eder. Fakat insan üzerinde zorla yaptýrým gücüne sahip deðildir. Sadece vesvese ve desiselerle onun ayaðýný kaydýrmaya, hak yoldan saptýrmaya çalýþýr. Kiþiye böyle bir vesvese geldiðinde “Euzü billahi mineþ þeytanir racîm” derse, þeytan hiçbir zarar veremez. Ve o kiþi þeytaný dinlemediðinden dolayý büyük sevaplar kazanýr.



Meleklere þeytan musallat olamaz. Onun için makamlarý sabittir. Ýnsan ise, þeytana uymakla nihayetsiz alçalabileceði gibi, dinlememekle de nihayetsiz yükselebilir. Þeytanýn iþi vesvese vermek, insanýn görevi o vesveseye kapýlmayýp Allah’a sýðýnmaktýr. Bir ayette þöyle bildirilir:



“Eðer þeytandan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sýðýn. Muhakkak ki, Allah Semi’-Alimdir.” (A’raf Suresi, 200)



Birisi, bir maneviyat büyüðüne “Efendim, þeytan bana çok vesvese veriyor, ne yapayým?” diye sorar.



O zat, “Sen bir evin önünden geçerken evin köpekleri sana havlasalar ne yaparsýn?” der.



Adam “Yerden taþ alýr, üzerlerine atarým” deyince o maneviyat büyüðü þu manidar sözü söyler:

“Ben olsam öyle yapmam. Hemen evin sahibine seslenirim. O, köpeklere seslenince hepsi köþelerine çekilir, seslerini keserler. Ýþte bunun gibi sana vesvese geldiðinde sen de Allah’a sýðýn. O zaman þeytan sana bir zarar veremeyecektir.”



Cenab-ý Hak, bu konuda Resul’üne þu duayý ders verir:



“De ki: Ya Rabbi, þeytanlarýn dürtmelerinden Sana sýðýnýrým. Yanýmda bulunmalarýndan da Ya Rabbi yine Sana sýðýnýrým.” (Mü’minun, 97-98)



Mealde “dürtmeler” þeklinde ifade ettiðimiz kelime, ayette “hemazât” þeklindedir. “Atý mahmuzlamak” deyimi de buradan gelmektedir. Atýn mahmuzlanmasý onu daha süratli koþturduðu gibi, þeytanlarýn “hemezatý” insaný günah vadilerinde çýlgýnca koþturtur.



Þeytanlarýn bir çeþit deðil, çeþit çeþit vesveseleri olmasýna iþaret olarak “hemezât” kelimesi çoðul olarak gelmiþtir.



Ýþte, o dürtüler insana geldiðinde hemen Allah’a sýðýnmak ise, atý dizginlemek ve istediði yerde durdurabilmek gibidir.



Þeytanlarýn insanýn yanýnda bulunmalarý ise, namaz kýlarken, Kur’an okurken, yerken, içerken vb. durumlarda onun amellerine karýþmak istemeleridir. Sözgelimi, besmelesiz olarak yiyen-içen kiþiye þeytan arkadaþlýk eder, onun rýzkýna ortak olur, bereketi kaçýrýr.



Ve özellikle can boðaza geldiði anda þeytandan uzak kalabilmek çok önemlidir. Çünkü o sekerat hali koca bir ömrün en önemli anlarýdýr. Þeytan orada son bir hamle ile iman cevherini almak ister. Üstteki duaya devam eden kiþi, bütün bu hallerde þeytanýn arkadaþlýðýndan ve dürtülerinden kurtulur.



Þeytan, davasýnda samimidir. Ýnsan yüzünden ilahi rahmetten kovulduðundan onun ezeli-ebedi düþmanýdýr. Her türlü vesveseyi kullanarak onu saptýrmaya çalýþýr. Mesela, kötülükleri ona süsler, güzel gösterir. Kiþi bunu aþtýðýnda, bu defa iyilik yaptýrmamaya çalýþýr. Eðer bunu da aþsa “Bari az yapsýn” der, azaltmak ister. Bunu da geçse bu defa “gurur-kibir-riya” gibi þeyler önüne sürer “Bak, sen baþkasýn, senin gibisi yok” tarzýnda þeyleri telkin eder. Kiþi salimen bunlardan kurtulsa yine ümidini kesmez, “Bu defa kazandýn. Fakat bir gün tuzaklarýmdan birine elbet seni düþürürüm” der, pusuda bekler.


4-Bazý Ýstiaze Örnekleri



1-Hz. Nuh þöyle der:

“Ya Rabbi, bilmediðim þeyi Sen’den istemekten Sana sýðýnýrým. Eðer beni baðýþlamaz ve bana merhamet etmezsen, zarara düþenlerden olurum.” (Hud Suresi, 47)



Hz. Nuh, büyük peygamberlerden biridir. Uzun zaman kavmine Allah’ý anlatmakla beraber kavmi ona inanmamýþ, sonunda tufan ile cezalandýrýlmýþlardýr. Hz. Nuh’un oðullarýndan biri de tufanda boðulanlar arasýndadýr. Sular yükselirken, Hz. Nuh hem peygamberlik, hem de babalýk þefkatiyle oðluna “Yavrum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerden olma” der. Fakat oðlu “Beni sudan koruyacak bir daða çýkar, kurtulurum” diyerek gemiye binmez. O sýrada bir dalga gelir, Nuh’un oðlu sularýn içinde kaybolur gider.



Hz. Nuh, “Ya Rabbi, þüphesiz bu oðlum ehlimdendir. Senin vaadin ise elbette haktýr. Sen Hakimler hakimisin” der.



Allah þöyle buyurur: “Ey Nuh, o senin ehlinden deðildir. Çünkü o, salih olmayan bir amel sahibidir. O halde, hakkýnda bilgin olmayan bir þeyi benden isteme. Seni, cahillerden olmandan menederim.”



Hz. Nuh der: “Ya Rabbi, bilmediðim þeyi Sen’den istemekten Sana sýðýnýrým. Eðer beni baðýþlamaz ve bana merhamet etmezsen, zarara düþenlerden olurum.” (Hud Suresi, 42-47)



2-Hz. Musa, þöyle der:

“…Cahillerden olmaktan Allah’a sýðýnýrým...” (Bakara Suresi, 67)

Gerçi ilim sahipleri de þeytanýn aldatmalarýna kanabilir, ama cahil insan bu konuda daha korumasýz bir haldedir. Cehalet, karanlýða benzer, ilim ise nurdur. Ýnsanýn görevi, her türlü karanlýklardan Allah’a sýðýnýp aydýnlýða yönelmektir.



3- Hz. Yusuf, küçüklüðünde kardeþleri tarafýndan kýskanýlýp kuyuya atýlýr. Oradan geçen bir kervan tarafýndan kurtarýlýp, bir köle olarak Mýsýr’a satýlýr. Onu satýn alan Mýsýr Azizi’nin hanýmý Züleyha, önceleri kendisine evladý nazarýyla bakarken, Yusuf delikanlý olduðunda bakýþý deðiþir. Evde kimsenin olmadýðý bir gün tüm kapýlarý kapatýr ve bütün cazibedarlýðýyla Yusuf’u kendine çaðýrýr. Hz. Yusuf “Allaha sýðýnýrým” der ve kaçmaya baþlar. (Yusuf Suresi, 23)



Daha sonraki bir safhada, ya zindana atýlmak veya Züleyha’nýn dediðini yapmakla karþý karþýya kalýnca Allah’a þöyle yalvarýr:



“Ya Rabbi, zindan onlarýn beni davet ettikleri þeyden bana daha sevimlidir. Eðer bu kadýnlarýn hilesini benden çevirmezsen onlara meyleder ve cahillerden olurum.” (Yusuf Suresi, 24)



Normal þartlar altýnda zindan arzu edilen bir yer deðildir. Fakat mukabilinde Allah’a isyan varsa, zindan tercih edilir. Çünkü “Allah’a isyan olan þeyde kula itaat edilmez.” (Ýbnu Mace, Cihad, 40)



Tarih boyunca, Hz. Yusuf misali zulmen ve iftira ile pek çok kimse hapse ve zindana girmiþtir. Bu bahtiyar insanlar hizmetlerine orada da devam edip, orayý bir “medrese-i Yusufiye” haline getirmiþlerdir.

Þeytanla mücadelede kudsi kelimelerin tekrarý

Ýnsan maddi hayatý için gýdasýna dikkat etmek zorundadýr, yoksa güçten ve kuvvetten düþer, basit bir mikrop onu yere serebilir. Ama bünye kuvvetli olduðunda mikroplar ona bir þey yapamaz.



Benzeri bir þekilde, bu insan manevi hayatý için de manevi gýdalar almalýdýr, yoksa manen cýlýz kalýr, þeytanýn istekleri karþýsýnda direnemez, küçük bir vesvese onu maðlup düþürebilir. Ama manevi gýdasýna dikkat ederse, þeytanlar ve þüpheler ordusu da gelse Allah’ýn izniyle bir þey yapamazlar.



Allah’ý anmak kalbin temel gýdasýdýr. Kur’an-ý Kerim bunu þöyle bildirir:



“Dikkat edin kalpler ancak Allah’ýn zikri ile mutmain olur.” (Ra’d Suresi, 28)



Zikrin en þümullü bazý kelimeleri, rivayetlerde þöyle bildirilmiþtir:



“Sübhanallahi vel-hamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billah.”



Bunlarýn her biri, bir cihetten deðerlendirildiðinde þeytana vurulmuþ bir darbedir.



Bunlarý sýrasýyla kýsaca deðerlendirmede fayda görüyoruz:



Sübhanallah: Bu kelime hayret ve hayranlýk bildirir. Þeytan, insaný tefekkürden alýkoymak ister. Ama bu kudsi kelimeyi tekrarlayan ve manasýný düþünen kimseler âleme ve olaylara yüzeysel bakmazlar, varlýklarý ve olaylarý bir kitap gibi mütalaa ederler, zihinsel tembellikten kurtulurlar.



Elhamdülillah: Bu kelime, Allah’ýn sanatýný methetmeyi ve nimetlerine þükretmeyi ifade eder. Þeytan, insaný ilahi sanatý takdirden ve nimetlerini hissedip derin derin þükretmekten engellemek ister. Bunu diline vird edenler kendilerini görmek ve beðenmek yerine ilahi sanatýn mükemmelliðini görürler, o mükemmellik içinde gelen sayýsýz nimetleri fark edip, þükrederler.



La ilahe illallah: Bu kelime, Allah’ýn birliðini anlatýr. Þeytan, insaný kesrette boðmak ister. Ama bu mübarek kelimeyi tekrarlayan ve tefekkür eden kimseler Allah’ý hatýrlarlar, “Nerede olursanýz olun O sizinledir” manasýný kendi derunlarýnda hissederler. (Hadid Suresi, 4)

Allahu ekber: Bu kelime Allah’ýn büyüklüðünü bildirir. Gerçek büyük O’dur. O, her þeye kadirdir. Hiçbir þey O’na zor ve aðýr gelmez. Dilediði olur, dilemediði olmaz. Bu kelimeyi okuyan ve düþünen kimse, þeytanýn “Acaba Allah insanlarý tekrar diriltebilir mi?” gibi vesveselerinden sýyrýlýr. Ayrýca, varlýklarý büyük görüp onlarýn karþýsýnda ezilmekten, büzülmekten kurtulur.

La havle ve la kuvvete illa billâh: Bu kelime, Allah’ýn insanýn tek baþýna olumsuz þeylerden kurtulamayacaðýný, olumlu þeylere de güç yetiremeyeceðini anlatýr. Þeytan ise insana bunun tersini söyler, “Ýstesen sen her þeyi yaparsýn” der. Ýnsan bu kelimeyi tekrar ile kendini beðenmekten kurtulur, Allah’a tevekkülün hakikatine ulaþýr.

Þadi Eren (Doç.Dr.
Gönderen: 10.02.2009 - 19:58
Bu Mesaji Bildir   Muhtazaf üyenin diger mesajlarini ara Muhtazaf üyenin Profiline bak Muhtazaf üyeye özel mesaj gönder Muhtazaf üyeyi arkadas listeme ekle Yukari
Pozisyon - İmzalar göster
Sayfa (1): (1)
önceki konu   diğer konu

Lütfen Seçiniz:  
Şu an Yok üye ve 1014 Misafir online. En son üyemiz: Didem_
16977 üye ile 13.07.2024 - 12:50 tarihinde en fazla ziyaretçi online oldu.

[Admin | Moderator | Kıdemli Üye | Üye]
Dogum Gününüzü Tebrik Ederiz    Doğum gününüzü tebrik eder, sıhhat ve afiyet dolu ömür dileriz:
sahin18 (59), arslan (65), frat34 (59), hanifenur (37), Mehmed Ýhsan US.. (67), fatmapala (59), mehmet melo (59), Mehmet Bölen (55), morinho (44), izzet çat (69), faniiiia (42), ofyetis (40), yalcincolak (39), nisan1973 (52), çeteleton (63), mücadele (35), tsunami_78 (45), reyyan-41 (33), gecedeki sir (48), GÜLÝSTAN (44), halefozyurt (51), Mücaid (37), Halime (40), Berkay (47), ali_74tr (51), pamuk prenses (40), hafizyunus (39), irfankursun (55), Nadine26 (46), 20-mikail-06 (51), okancitius (45), karaca_y (44), FeyzaNur (42), kar-tek (60), zarslantas (45), durugüher (59), EdaNuR© (37), ccebi (54), cenk5 (45), yusufkaraca (44), f.t.a (40), missyoubebish (45), sabahaddin (30)
Son 24 saatin aktif konuları - Top Üyeler
0

Copyright © ((( RAVDA.net )))  *  İrtibat   *   RAVDA Reklam Servisi   *   Tüm hakları saklıdır, izinsiz alıntı yapılamaz.
Sitemizde yayınlanan imzalı yazıların içeriğinden yazarları, forum ve yorumlardan ekleyen şahıslar sorumlu olup, kesinlikle sitemiz sorumlu değildir.
© by ((( RAVDA.net )))

Sayfa 0.59489 saniyede açıldı   

Reklamlardan
RAVDA sitesi
hiçbir şekilde
sorumlu değildir.